• BIST 99.639
  • Altın 141,708
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • Malatya 20 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır'da dev operasyon..
  • Karamollaoğlu: CHP’nin AİHM’ye gitmesi yanlış değil!
  • Tunceli'de polis ve hâkimleri taşıyan helikopter düştü..
  • Diyarbakır'da dev operasyon..
  • Karamollaoğlu: CHP’nin AİHM’ye gitmesi yanlış değil!
  • Tunceli'de polis ve hâkimleri taşıyan helikopter düştü..

“Bediüzzaman” lâkabı benim değil, Risale-i Nur’undur

Bediüzzaman
Ben itiraf ediyorum ki, böyle makbul bir eserin (R. Nur’un) mazharı olmak, hiçbir vecihle o makama liyakatim yoktur.

Fakat küçük, ehemmiyetsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı halk etmek, kudret-i İlâhiyenin şe’nindendir ve âdetidir ve azametine delildir. 

Ben kasemle temin ederim ki, Risale-i Nur’u senâdan maksadım, Kur’ânın hakikatlerini ve imanın rükünlerini teyid ve ispat ve neşirdir. Hâlık-ı Rahîmime yüz binler şükrolsun ki, kendimi kendime beğendirmemiş. Nefsimin ayıplarını ve kusurlarını bana göstermiş. Ve o nefs-i emmâreyi başkalara beğendirmek arzusu kalmamış. Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattir ve dehşetli bir hasârettir. İşte bu hâlet-i ruhiye ile yalnız hakaik-i imaniyenin tercümanı olan Risale-i Nur’un doğru ve hak olduğuna lâtif bir münasebet söyleyeceğim. Şöyle ki: 

Celcelûtiye, Süryanice “bedî” demektir. Ve bedî’ mânâsındadır. İbareleri bedî’ olan Risale-i Nur, Celcelûtiye’de mühim bir mevki tutup ekser yerlerinde tereşşuhatı göründüğünden, kasidenin ismi ona bakıyor gibi verilmiş. Hem şimdi anlıyorum ki, eskiden beri benim liyakatim olmadığı halde, bana verilen “Bediüzzaman” lâkabı benim değildi. Belki Risale-i Nur’un mânevî bir ismiydi; zâhir bir tercümanına âriyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş. Demek, Süryanice bedî’ mânâsında ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelûtiye ismi, işârî bir tarzda, bid’at zamanında çıkan Bediülbeyan ve Bediüzzaman olan Risale-i Nur’un hem ibare, hem mânâ, hen isim noktalarıyla bedîliğine münasebetdarlığını ihsas etmesine ve bu isim bir parça ona da bakmasına ve bu ismin müsemmâsında Risale-i Nur çok yer işgal ettiği için hak kazanmış olmasına tahmin ediyorum. 

“Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onundan dolayı hesâba çekme.” (Bakara Sûresi: 286.)

Şuâlar, s. 644

***

Sual: Sen imzanı bazen “Bediüzzaman” yazıyorsun. Lâkap medhi imâ eder.

Cevap: Medih için değildir. Kusurlarımı, sened-i özrümü, mazeretimi bu ünvan ile ibraz ediyorum. Zira bedi, garip demektir. Benim ahlâkım, suretim gibi ve üslûb-u beyanım, elbisem gibi gariptir, muhaliftir. Görenekle revaçta olan muhakemat ve esalibi, benim üslûp ve muhakematımla mikyas ve mihenk itibar yapmamayı bu ünvanın lisan-ı haliyle rica ediyorum. Hem de muradım, “bedî,” acip demektir. “Ömrüm hakkı için, nedense bütün acaiplikler beni buluyor. Sanki acaibin gözünde dahi ben bir acîbeyim!” masadak oldum. Bir misali budur: Bir senedir İstanbul’a geldim, yüz senenin inkılâbatını gördüm…

Hutbe-i Şamiye, s. 108

***

Şu fakir, garip Nursî ki, “Bid’atüz-zaman” lâkabıyla müsemmâ olmaya lâyık iken, haberi olmadan “Bediüzzaman” ile meşhur olan biçare…

Muhakemat, s. 7

Bu yazı toplam 97 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Yeni Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0507 714 64 64 Faks : 0422 325 70 70