• BIST 99.639
  • Altın 141,708
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • Malatya 20 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır'da dev operasyon..
  • Karamollaoğlu: CHP’nin AİHM’ye gitmesi yanlış değil!
  • Tunceli'de polis ve hâkimleri taşıyan helikopter düştü..
  • Diyarbakır'da dev operasyon..
  • Karamollaoğlu: CHP’nin AİHM’ye gitmesi yanlış değil!
  • Tunceli'de polis ve hâkimleri taşıyan helikopter düştü..

Binlerce nedenim var yaşamaya....

Halit Aydoğan

Binlerce nedenim var yaşamaya. Yenmek için hergünkü ümitsizliği, silkinmek için üzerimdeki uyuşukluktan, koşmak için umudun ayak izinde ve 'merhaba' demek için yeni bir güne.

Her sabah güneşi gördüğümüzde tebessüm edebiliyoruz. Ardından başlıyoruz hayat duvarımızı örmeye. Hammaddesi sevgi olan harcımızın içine biraz umut, biraz da gözyaşı katıyoruz. İyice karıştırıyoruz zaman havuzunda. Ustası olabiliyorsak duvarımızın, kazanıyoruz. Başkasına bırakmışsak boyun eğiyor, razı oluyoruz.

Gülümseyebiliyorsak herişeye, ne mutlu bize. Her türlü olumsuzluğu süngerle çekip atabiliyorsak hayatımızdan; sevebiliyorsak tüm insanları yaşlısıyla, çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle 'insan' olduğu için, ne mutlu...

Elinde baston, yerleri yoklayarak yürümeye çalışan siyah gözlüklü, gözleri görmese de kalpleri gören insanların koluna girip karşıdan karşıya geçirebiliyorsak eğer, 'yaşıyor' ve 'yaşatıyoruz' demektir.

Sevdiği insanı gece gündüz düşünüp aşkından harap olan insanların omzundan tutup "bak dostum..." diye başlayan cümlelerle umut verebiliyorsak, insanlar anlıyoruz yani onlarla birlikte yaşıyoruz demektir.

Dostlarımızla ortak bir paydada çözebiliyorsak hayata dair problemlerimizi;kırabiliyorsak karamsarlık çemberini ve ıslanabiliyorsak sevgi yağmurlarında birlikte, çözüm olabiliyoruz demektir en karmaşık sorunlara.

Şehrin stresli koridorlarından bir kapı açıp sık sık doğaya koşuyoruz. Doğa merhemdir deyip sürüyoruz yaramıza. Ağaçları, kuşları, kelebekleri ve masmavi denizi , yani saf ve doğal olan herşeyi çare kabul ediyoruz. Bazen de doğayı yanımıza alıyoruz. Kuşları ve balıkları 'suni yuvalarda' hapsederek gözlerimizi,kulaklarımızı ve beynimizi doğa ile emizleyebiliyoruz. Doğa ile içiçe (dirsek temasında) olduğumuzu düşünerek daha az sıkıntı çekiyor ve "oh be dünya varmış?" diyebiliyoruz.

Hastane koğuşlarında, perde arasından süzülen sevgi hüzmesinden kalbine düşen payı almayı bekleyen hastayı ziyaret ediyor ve tesellilerimizle ortak olabiliyorsak derdine, işte o zaman gecenin zifiri karanlığında yalnızlığından çıldırmak üzere olan insanlara ümitlerimizle destek olabiliyoruz demektir.

Evimizin, işyerimizin ve okulumuzun en güzel yerlerinde bizimle birlikte yaşayan ve bize nefes olan çiçeklerle sohbet edebiliyoruz. İnsan dışındaki canlılarla birlikte yaşadığımızın farkına varıyor ve sevgiyi yeni bir boyutta tanımlıyoruz.

Yaz mevsiminin kavurucu sıcağından bunaldığımızda ağzımızı çeşmeye dayıyor ve ab-ı hayatla söndürebiliyoruz içimizdeki ateşi. Küçük bir ağacın gölgesinde serinlerken yaşadığımızın farkına varabiliyoruz.  Hergün gördüğümüz sıradan şeylerin bile aslında hayatımızda ne büyük öneme sahip olduğunu anlıyoruz.

Eli yüzü boya içinde kalmış, boyu kadar büyük boya sandığını sırtlayarak yaz kış demeden ayakkabı boyayan çocuklara ayakkabı boyatırken gözlerinin parıldadığını görüyor ve coşkuyla bir şarkı mırıldandıklarına şahit olabiliyoruz. Çıkarıp para uzattığımızda parayı alarak kazanmanın haklı gururuyla cebine koyduğunda duygulanabiliyoruz.

Tekerlekli sandalyesiyle umutlu yarınlara doğru giden insanların yüzlerindeki tebessüme ortak olabiliyor ve bütün gücümüzle "ümitler her zaman vardır!" diye haykırabiliyoruz.

Gece olup karanlık çöktüğünde tüm benliğimizi saran karamsarlık tablosundan sıyrılmak için gökyüzüne baktığımızda bizlere göz kırpan yıldızlarla selamlaşabiliyoruz. Karanlığı yırtarak yeryüzüne akseden bu, kalbimizin en ücra köşesindeki ışık ümitlerimizi bile şaha kaldırıyor. Derin bir iç çekerek vücudumuzda biriken tüm enerjiyle bağırmak istiyoruz karanlığa "yaşıyorum!" diye.

Binlerce nedenim var artık yaşamaya; bir ömür sevginin peşinde koşmak, onu yakalayıp yaşatmak için, içinde yaşadığım şu dünyanın ufacık bir parçası olduğumu düşünmek ve bununla mutlu olmak için...

HALİL İBRAHİM YILDIRIM

http://www.milliyet.com.tr/ozel/edebiyat/dergi/halil.html

Bu yazı toplam 442 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Yeni Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0507 714 64 64 Faks : 0422 325 70 70