• BIST 83.456
  • Altın 147,099
  • Dolar 3,7651
  • Euro 4,0462
  • Malatya -1 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • 2 Terörist Sağ Yakalandı: Biri Bombacı Çıktı
  • El Bab’ta Hain Saldırı: 5 Şehit
  • Aslan Deplasmandan Eli Dolu Döndü
  • 2 Terörist Sağ Yakalandı: Biri Bombacı Çıktı
  • El Bab’ta Hain Saldırı: 5 Şehit
  • Aslan Deplasmandan Eli Dolu Döndü

Dünyevî musîbetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor..

Bediüzzaman
Aziz, sıddık, sebatkâr ve vefadar kardeşlerim,

Sizi müteessir etmek veya maddî bir tedbir yapmak için değil, belki şirket-i mâneviye-i duâiyenizden daha ziyade istifadem için ve sizin de daha ziyade itidal-i dem ve ihtiyat ve sabır ve tahammül ve şiddetle tesanüdünüzü muhafaza için bir halimi beyan ediyorum ki: 

Burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azabı, Eskişehir'de bir ayda çekmezdim. Dehşetli masonlar, insafsız bir masonu bana musallat eylemişler, tâ hiddetimden ve işkencelerine karşı "Artık yeter" dememden bir bahane bulup, zâlimâne tecavüzlerine bir sebep göstererek yalanlarını gizlesinler. Ben, harika bir ihsan-ı İlâhî eseri olarak şâkirâne sabrediyorum ve etmeye de karar verdim.

Madem biz kadere teslim olup bu sıkıntıları, "Hayrü'l-umûru ahmezuhâ" [İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (El-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:55.)] sırrıyla, ziyade sevap kazanmak cihetiyle mânevî bir nimet biliyoruz. Madem geçici, dünyevî musîbetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor. Ve madem hakkalyakîn derecesinde yakînî bir katî kanaatımız var ki, biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir. Elbette biz bu sıkıntılı hallerle müftehirâne, müteşekkirâne bir mücahede-i mâneviye yapıyoruz diye, şekvâ etmemek lâzımdır.

Aziz kardeşlerim,

Evvel âhir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enâniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır. 

***

Aziz, sıddık kardeşlerim, 

Bu müddeiumumun iddianamesinden anlaşıldı ki, hükûmetin bazı erkânını iğfal edip aleyhimize sevk eden gizli zındıkların plânları akîm kalıp yalan çıktı. Şimdi bahane olarak cemiyetçilik ve komitecilik isnadıyla yalanlarını setre çalışıyorlar ve bunun bir eseri olarak benimle kimseyi temas ettirmiyorlar. Güya temas eden, birden bizden olur! Hattâ büyük memurlar da çok çekiniyorlar ve bana sıkıntı verdirmekle kendilerini âmirlerine sevdiriyorlar. Hususan ben, itiraznamenin âhirinde, bu gelen fıkrayı diyecektim; fakat bir fikir mâni oldu. 

Fıkra şudur: 

Evet, biz bir cemiyetiz ve öyle bir cemiyetimiz var ki, her asırda üç yüz milyon dahil mensupları var ve her gün beş defa o mukaddes cemiyetin prensipleriyle kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar ve "İnneme'l-mü'minûne ıhvetün" [Mü’minler kardeştirler. (Hucurât Sûresi: 49:10)] kudsî programıyla, birbirinin yardımına duâlarıyla ve mânevî kazançlarıyla koşuyorlar.

İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efradındanız. Ve hususî vazifemiz de, Kur'ân'ın imanî hakikatlerini tahkikî bir surette ehl-i imana bildirip onları ve kendimizi idam-ı ebedîden ve daimî haps-i münferitten kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.

Şuâlar, On Üçüncü Şuâ, s. 492

Yeni Asya

Bu yazı toplam 231 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Yeni Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0507 714 64 64 Faks : 0422 325 70 70