• BIST 82.270
  • Altın 147,180
  • Dolar 3,7763
  • Euro 4,0329
  • Malatya 0 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Burası Alpler Değil Karadeniz
  • Galatasaray, Garry Rodrigues’i Resmen Açıkladı
  • Baykal Meclis’te Konuştu
  • Burası Alpler Değil Karadeniz
  • Galatasaray, Garry Rodrigues’i Resmen Açıkladı
  • Baykal Meclis’te Konuştu

Şaban ve Ramazanda akıldan ziyade kalb hissedar..

Bediüzzaman
Aziz, sıddık kardeşim ve hizmet-i Kur’âniyede pek ciddî bir arkadaşım,

Bu defaki mektubunda, vaktim ve hâlim müsaade etmediği mühim bir meseleye dair cevap istiyorsun.

Kardeşim, bu sene, elhamdülillâh, risaleleri yazanlar pek çoğalmış. İkinci tashih bana geliyor. Sabahtan akşama kadar sür’atli bir tarzda meşgul oluyorum; çok mühim işlerim de geri kalıyor. Ve bu vazifeyi daha azîm görüyorum. Hususan Şaban ve Ramazan’da, akıldan ziyade kalb hissedardır, ruh hareket eder. Şu mesele-i azîmeyi başka vakte tâlik edip, ne vakit Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden kalbe sünûhat gelse, tedricen size yazılır. Şimdilik üç nükteyi (HAŞİYE) beyan edeceğim.

Birinci Nükte: “Kur’ân-ı Hakîmin esrarı bilinmiyor; müfessirler hakikatini anlamamışlar” diye beyan olunan fikrin iki yüzü var. Ve onu diyen, iki taifedir.

Birincisi: Ehl-i hak ve ehl-i tetkiktir. Derler ki: “Kur’ân bitmez ve tükenmez bir hazinedir. Her asır, nusus ve muhkemâtını teslim ve kabul ile beraber, tetimmat kabilinden, hakaik-i hafiyesinden dahi hissesini alır, başkasının gizli kalmış hissesine ilişmez.”

Evet, zaman geçtikçe Kur’ân-ı Hakîm’in daha ziyade hakaiki inkişaf eder demektir. Yoksa—hâşâ ve kellâ—Selef-i Sâlihînin beyan ettikleri hakaik-i zâhiriye-i Kur’âniyeye şüphe getirmek değil. Çünkü onlara imân lâzımdır. Onlar nasstır, kat’îdir, esastırlar, temeldirler. “Kur’ânün arabiyyun mübîn” [(Kur’ân’ın lisanı) Apaçık Arapça’dır. (Nahl Sûresi:103; Şuara Sûresi:195)] fermanıyla, mânâsı vâzıh olduğunu bildirir. Baştan başa hitab-ı İlâhî o mânâlar üzerine döner, takviye eder, bedâhet derecesine getirir. O mensus mânâları kabul etmemekten—hâşâ sümme hâşâ—Cenâb-ı Hakk’ı tekzip ve Hazret-i Risaletin fehmini tezyif etmek çıkar.

Demek, maânî-i mensûsa, müteselsilen menba-ı Risaletten alınmıştır. Hattâ İbni Cerîr-i Taberî, bütün maânî-i Kur’ân’ı, muan’an senetle müteselsilen menba-ı Risalete îsal etmiş ve o tarzda, mühim ve büyük tefsirini yazmış.

İkinci taife: Ya akılsız bir dosttur, kaş yapayım derken göz çıkarıyor; veya şeytan akıllı bir düşmandır ki, ahkâm-ı İslâmiye ve hakaik-i imaniyeye karşı gelmek istiyor. Kur’ân-ı Hakîmin—senin tabirinle—birer polat kalesi hükmünde olan surlu sûreleri içinde yol bulmak istiyor. Böyleler (hâşâ) hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeye şüphe îras etmek için bu nevi sözleri işâa ediyorlar.

Haşiye: Bilâhere dokuz nükteye tamamlanmıştır. 

DİPNOTLAR

ruh: insandaki istek ve arzu ile ilgili ve istek dışı hareketlerin ve anlama, kavrama kabiliyetinin kaynağı

sünuhat: içe doğan şeyler. 

tashih: düzeltme.

ahkâm-ı İslâmiye: İslâmın hükümleri. 

ehl-i hak: hak ehli, iman, İslâmiyet ve hak yolunda olanlar. ehl-i tetkik: dikkatle araştıranlar.

fehim: anlayış, idrak. 

hakaik-ı hafiye: gizli hakikatler. 

isal: ulaştırma. 

maani-i kur’ân: Kur’ân’ın manaları. 

maani-i mensusa: ayet ve hadis ile sabit, tespit edilmiş manalar. 

menba-ı risalet: peygamberlik kaynağı. 

mensus: nas ile sabit, ayet ve hadisle tespit edilen. 

muan’an: senetli, an’aneli; isim listesiyle birlikte nakledilen hadis veya haber

muhkemat: tevil ihtimali bulunmayan Kur’ân ayetleri. 

müfessir: Kur’ân-ı Kerîm’in metnini tefsir ve izah eden İslâm âlimi. 

mülhem: ilham olunmuş.

müteselsilen: birbiri peşi sıra. 

nas: yorum kabul etmeyecek bir şekilde açık bir hüküm ifade eden ayet ve hadis. 

nusus: Kur’ân-ı Kerîm ve hadisin açık hükümleri. 

Selef-i Salihîn: Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ilk rehberleri, ilk devir Müslümanları. 

Yeni Asya

Bu yazı toplam 204 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Yeni Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0507 714 64 64 Faks : 0422 325 70 70