Değişim talebi durdurulamaz

Değişim talebi durdurulamaz

“TOPLUM ARTIK CİDDİ DEĞİŞİM İSTİYOR. DEĞİŞİM TALEPLERİNİN KARŞISINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ. KARANLIK GİBİ GÖRÜNEN TABLO, AYDINLIK GÜNLERİN MÜJDECİSİ.”

A+A-

19 YIL SONRA TAM BİR ÇÖKÜŞ

Prof. Dr. Mustafa Durmuş: “19 yılın sonunda ülke ekonomisinin geldiği yer tam bir çöküş halidir. Sadece ekonomi değil, toplumsal bir çöküşle de karşı karşıyayız. 19 yıllık tek başına iktidarın sonucunda ekonomi bu halde ise çözüm mevcut iktidar bloku olamaz.”

ÖRGÜTLÜ BİR DEMOKRATİK MÜCADELE

“Örgütlü bir demokratik bir mücadele ile hem demokrasi yeniden tesis edilebilir, hem de buna uygun bir demokratik ekonomi altyapısı kurulabilir. İşsizliğin olmadığı, halkın enflasyon altında ezilmediği, sosyal adaletin ve barışın tesis edildiği bir ülkeyi kurmak mümkün.”

***

Değişim talebi durdurulamaz

Ekonomi Politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, “Türkiye toplumu artık ciddÎ değişim istiyor. Böyle ciddÎ değişim taleplerinin karşısında hiçbir güç duramaz” dedi.

Emekli ve memur zam oranlarıyla birlikte hayat pahalılığının neden olduğu erime tartışılırken, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş gelişmeleri Artı Gerçek’e değerlendirdi. Durmuş enflasyonda yaşanan artışın şaşırtıcı olmadığını belirtti. “Çift haneli aylık enflasyon bu şekilde devam ederse bu bir hiperenflasyona gidişin belirtisidir” vurgusu yapan Durmuş, “Yani önümüzdeki aylarda da aylık enflasyon yüzde 10’un üzerinde gelmeye devam ederse bu yıllık yüzde 150 ila 200 arasında bir enflasyona denk düşer ki bunu adı hiperenflasyondur. Bu bir felaket durumudur ve tarihte sadece ciddi savaş dönemlerinde, 1944 yılında Avrupa’da, 1994 yılında Yugoslavya’da ve günümüzde Venezüella’da yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Durmuş, önümüzdeki günlerde enflasyonun artacağını hatta gelecek ay resmi olarak yüzde 40-45’i bulacağını ileri sürdü.

İktidar seçimi kabul etmiş görünüyor

Durmuş, “İktidar bloku zımnen erken seçimi kabul etmiş görünüyor. Seçim ekonomisi ise popülist politikalarla yürütülür ki bunu yapıyor iktidar. Ancak bunlar da enflasyonu daha da yukarı çekecektir” dedi. Durmuş sözlerine şöyle devam etti: “Döviz kurundaki yükselişi durdurmak için TL’ye geçişi teşvik etmek amaçlı olarak, TL mevduatlarda kur farkının ödenmesi uygulaması başlatıldı. Mevduat sahipleri sadece kur farkını almayacaklar, elde edecekleri faiz gelirinden de her hangi bir vergi ödemeyecekler. Bu bir yandan zengini daha zengin etmek demek olurken, diğer yandan bu farklar Hazine’den karşılanacağı için bütçe açıklarının daha da artacağı anlamına geliyor. Bu açığı kapatmak için iktidar Merkez Bankası kaynaklarına başvuracak, yani emisyon yaptıracak. Karşılıksız para basmak demek olan bu uygulama ise enflasyonu daha da artıracaktır.”

Ellerinde bir çözüm kalmadı

Artan enflasyonun karşısında iktidarın çözümsüz olduğunu ve çözüm için iktidara seslenmenin de anlamsız olduğunu söyleyen Durmuş, “Eğer bir sorunu siz yaratıyorsunuz, ısrarlı olarak da sorunu sürdürüyorsanız sorunun çözüm yeri de siz olamazsınız. İktidarın buradan dönüş yapabilmesi mümkün değil. Çünkü 19 yılın sonunda ülke ekonomisinin geldiği yer, deyim yerindeyse, tam bir çöküş halidir. Sadece ülke ekonomisi değil, toplumsal bir çöküşle de karşı karşıyayız. Bu ülkede yaşayan herkes bunu yaşıyor ve görüyor. Dolasıyla 19 yıllık tek başına iktidarın sonucunda ekonomi bu halde ise çözüm mevcut iktidar bloku olamaz. Kaldı ki ellerinde de yaratmaya çalıştıkları algını aksine, sihirli bir değnek yok ki dokunup düzeltebilsinler” dedi.

Demokrasi yeniden tesis edilebilir

Durmuş, “Demokrasi güçlerinin giderek yükselen mücadelesi ve toplumsal muhalefetteki artış karşısında iktidar bloku daha da sertleşebilir, bunun işaretleri de mevcut. Bu durum uzunca bir süredir böyle aslında. Bu açıdan gelecek daha karanlık gibi görünse de bu aynı zamanda daha fazla umutlanmamızı da sağlıyor. Çünkü Türkiye toplumu artık ciddî değişim istiyor. Örgütlü demokratik bir mücadele ile hem demokrasi yeniden tesis edilebilir hem de buna uygun bir demokratik ekonomi alt yapısı kurulabilir. İşsizliğin olmadığı, halkın enflasyon altında ezilmediği, kimsenin ötekileştirilmediği, sosyal adaletin ve barışın tesis edildiği bir ekonomiyi, ülkeyi kurmak daha da mümkün artık. Böyle ciddî değişim taleplerini karşısında hiçbir güç duramaz. Bu açıdan bakıldığında bugün karanlık gibi görünen tablo gelecekteki aydınlık günlerin müjdecisi olarak da değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi

Bu haber toplam 55 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.