• BIST 108.659
  • Altın 272,920
  • Dolar 5,7520
  • Euro 6,3849
  • Malatya 3 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Meteoroloji'den son hava durumu tahmini
  • İBB'den Saray'a devredilmesine ilişkin İmamoğlu'dan ilk açıklama
  • ABD'den Suriye'de 'petrol' hamlesi
  • Meteoroloji'den son hava durumu tahmini
  • İBB'den Saray'a devredilmesine ilişkin İmamoğlu'dan ilk açıklama
  • ABD'den Suriye'de 'petrol' hamlesi

Fitne, aileleri de böldü

Fitne, aileleri de böldü
AKP kurucu üyesi Fatma Bostan Ünsal, KHK uygulamalarının fitneye sebep olduğunu söyledi.

AKP kurucu üyesi, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Bostan Ünsal, Çağlar Cilara’nın programına konuk oldu. Cilara’nın gündeme dair sorularını cevaplayan Ünsal, KHK uygulamalarını eleştirerek, “Hükümet politikalarıyla aileler bile çok ayrıştı” ifadelerini kullandı.

*AKP’yi neden kurdunuz, 18 yılda nereye geldi?

AK Parti kurulurken 3 “Y” ile mücadele için kurulduğunu söylemiştik. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Bugün gelinen noktada bu 3 “Y”ye başka Y ve A’ların eklendiğini gördük maalesef. Yani “yandaşlık” gibi, pek çok olumsuz hususların eklendiğini gördük. Ben başından beri gördüğüm olumsuzlukları ifade etmeye çalıştım, bugün daha çok sayıda eleştirmenleri görüyoruz. Daha etkin konumda olan arkadaşlarımızın partiden ayrıldığını, parti içinde kalsa bile eleştirdiklerini görüyoruz.

*Siz 28 Şubat döneminden çıkıp, AKP’yi kurdunuz değil mi?

Evet, tam 2001 yılında Fazilet Partisi kapatılmıştı. Ben de Başkent Kadın Platformu’nun başkanıydım ve o zaman Merve Kavakçı, parti kapatılırken “irtica odağı” olarak söylenmişti. Ve irtica odağı olmasının sebebi olarak da başörtülü olması gösterilmişti. Bu bizim gibi başörtülü kadınların temel haklarına ciddi bir müdahaleydi. Birçok arkadaşımız da o dönemde başörtülü olması sebebiyle görevlerinden ihraç edilmişlerdi. Ve biz AK Parti kurulmadan birkaç ay önce “Başörtülü kadınlar eğitim, siyaset, çalışma hayatından dışlanıyorlar. Bunla mücadele edeceğiz” demiştik. Bir ay sonra AK Parti kurulurken teklif geldiğinde, “Madem mücadele edeceğiz, bu da etkin bir mücadele platformu” diye düşündüm ve bu yüzden de kabul etmiş oldum. 

*Kırılma noktası neydi?

En büyük kırılma noktası olarak 2011’i söyleyebilirim. Zaman zaman yükselen bazı karşı karşıya gelişlerimiz oldu. Parti kurulmasından hemen sonra Amerika’yla beraber Irak’a müdahale oldu biliyorsunuz. O dönemin başbakanı Abdullah Gül o kadar hevesli değildi. Hükümet tezkeresiydi ama bunu söyleyebilirim. Aslında AK Parti’de pek çok insan bu duruma karşıydı. O dönemde karşı olmak ve bunu ifade etmek bugünle kıyaslayınca çok daha normaldi. Gerek kamuoyu savaşa karşıydı gerekse AK Parti seçmeni savaşa karşıydı. Siyasetçilerde de karşı olan çoktu. Nitekim 100 milletvekili “hayır” dedi hükümet tezkeresine. 2003 tezkere olayı da kırılmalardan biriydi. 

*AKP’nin bugün 28 Şubat’ı aratır hale geldiği yorumları var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Fatma Bostan Ünsal: Ben de katılıyorum buna. Birincisi 28 Şubat döneminde İmam Hatiplerde 4. Sınıfa gelmiş bir öğrenci bile katsayı mağduriyetini yaşadı. O zamana kadar herhangi bir problem yokken, normal lise mezunları gibi üniversiteye girebilecekken birden katsayıyı getirdiler ve 4. sınıftaki öğrenciyi bile mağdur edecek tarzdır. Veya bazı fişlemeler olduğunu biliyoruz. Memurlar içinde başörtülü olanlar yavaş yavaş görevden atıldılar. Eşleri başörtülü olanların da çeşitli şekillerde cezalandırıldığını biliyoruz. Yani hangi okulda okuduğu, eşinin başörtülü olup olmadığı, nerelere gidip geldiğinin kaydının tutulması ve cezalandırılması fişlemedir. Benzer bir fişlemeyi bugün görüyoruz. Hem de çok acımasız şekilde. Görevden atılıyorsunuz. Nedir bunlar? Bir bankaya para yatırmış olmanız, çocuğunuzu belirli okullara göndermiş olmanız, sendikaya üye olmanız. Bunları yapmak suç değil. Tam tersine zamanında hükümet tarafından desteklenmişti.  Veya bir yardım kuruluşuna yardım yapmanız. Bu yardım kuruluşu kamu yararına çalışan vakıf statüsünde bir kuruluş. Buna yardım etmeniz sizin cezalandırılmanıza neden oluyor. 28 Şubat sürecinde arkadaşlarımız işten atıldı dedik ama biliyordu arkadaşlarımız, başörtülü olduklarında atılacaklarını. Tabi ki çok üzücü bir durum orası ayrı ama seçtiğiniz bir şey. Bugün bilmediğiniz bir nedenle atılıyorsunuz ve seçme şansınız da yok. Yine fişleniyorsunuz. Bu nedenle diyoruz ki 28 Şubat’ı aratıyor. En kötüsü de 28 Şubat’ta başka bir memlekette eğitiminizi devam ettirebilirdiniz bu dönemde o imkân da yok. Pasaportları ellerinden alınıyor. Bu 28 Şubat’ta karşılaşmadığımız bir durumdu.

*Kamusal alana inancını temas ettiren insanlara bile artık klasik AKP’li gözüyle bakılıyor. Mesela siz başörtülüsünüz. Bu sizlere de zarar vermedi mi?

Veriyor hâlâ da veriyor. Bizi gören insanlar AK Parti’nin bütün yaptıklarını savunan insanlar olarak görüyorlar hiçbir şekilde savunmadığımız halde. Aynı zamanda da bu fitne ortamında en çok dindar kurumlar ayrışıyorlar. Herhangi bir dindar kurum bu yapılanlara itiraz etmek durumunda olursa hemen ihanetle özdeşleştirildiğinde orada huzursuzluk ortaya çıkıyor. Süleyman Efendi Cemaati’nin yurdu basıldı mesele gece yarısı saat 4’te diye söylendi. Daha makul bir zamanda daha iyi şartlarda olması gerekiyordu. Hükümet politikalarıyla aileler bile çok ayrıştı. Örneğin Adıyaman’da bir aileyle tanıştım. Kadının kendi kardeşleri KHK’yla işten atılmış. Kadın AK Partiye oy vermek istemiyor ama eşi zorla AK Parti’yi desteklemesini isteyince, kadın da “inşallah senin kardeşlerin de işten atılır” demiş eşine. Küçük bir çekirdek ailede bile böyle bir rahatsızlık ortaya çıkıyor. Buradan bütün bir topluma yayılan huzursuzluk ve fitne ortamı oluşturulduğunu söyleyebilirim. Özellikle dindar camiada böyle oldu. Çünkü biraz mesafe koyduğunuzda ihanetle suçlandınız. 

*Buradan hareketle dindarlar için bu iktidar sınavı kaybedildi diyebilir miyiz? 

Muhalefetteyken en azından yapılan edilenlere karşı sorgulayıcı bir tutumumuz vardı. Çünkü iktidar bozar. Hangi iktidar olursa olsun iyiliği getirecek değildir. İnsanoğlu bu gücü sınırlayacak şeyleri üretmiş. Geldiğimiz noktada Meclis’imiz çok fazla fren olamıyor, yargımız fren olamıyor. Şu noktadan sonra kendi halkımız bu mekanizmaları oluşturacaktır diye düşünüyorum ve umut ediyorum. Şimdi de yönetenler sınırlıyor, bunu da halk çözecektir. 

Siyasî sorumluların payı var

*Farklı farklı çevreden insanlara da benzer muameleler uygulanabiliyor. 

Çünkü suç isnadının herhangi bir objektif durumu yok. Yani sizi sevmeyen herhangi biri sizi şikâyet ettiğinde herhangi bir şekilde araştırmadan size ceza veriliyor. Mesela kayınpederinin şikâyetiyle insanlar mahkum olmuşlar. Yani bu fitne düzenine teşvik etmek demek, suiistimale açık bir alan meydana getirmek demek. Burada siyasi sorumluların payı var. 

AKP suiistimal ettiği için İslam’a zarar verdi 

*Türkiye’de Siyasal İslam artık çöktü diyenler var. Katılıyor musunuz?

Ana akım muhafazakâr kesime, İslam’ı suiistimal ederek desteği devam ediliyor. Ben bunu Siyasal İslam olarak görmüyorum. Siyasal İslam, 19. Yy’ın sonlarında  Batı’yla mücadelede “İslam da bizim için bir referanstır” diyen bir kesim vardı. Ben buna da dahilim. Bu yüzden AK Parti’yi Siyasal İslam olarak görmeyi doğru bulmuyorum. İslam ile bir bağlantısı varsa bu ancak suiistimal olabilir. Elbette ki hiçbir şeyin suiistimali doğru olmadığı gibi bunlar da doğru değil. Her tür ilke ve ideoloji suiistimal edildiği zaman büyük adaletsizlikler ortaya çıkartabilir. AK Parti suiistimal ettiği için İslam’a zarar verdi. 

İstanbul - Yeni Asya

 

Bu haber toplam 189 defa okunmuştur
Etiketler: , ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ