Marmara Denizi afet bölgesi ilan edilmeli

Marmara Denizi afet bölgesi ilan edilmeli

Müsilaj tehlikesi büyüyor. Bir vakfın, 2018 yılındaki tesbitlerinde, Marmara Denizi’nde kaldıramayacağı kadar yoğun bir kirlilik baskısı olduğu, Âcil tedbir alınması gerektiği kaydedilmiş.

A+A-

Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Marmara’nın içindeki mikroplastik oranı ile dünya ikincisi olduğunu, Ergene Nehri’ne toplam 10 adet organize sanayi bölgelerinden (OSB) bırakılan atık suyun Marmara Denizi’ne derin deşarj ile verilmesiyle kirliliğin daha da artacağı uyarısında bulundu.

Konuyu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği iki ayrı önergeyle Meclis gündemine de taşıyan Aygun; Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale, Bursa, Mudanya, Gemlik kıyılarında müsilaj sorununun büyüdüğüne dikkat çekti. Artıgerçek’deki habere göre Çorlu Organize Deri Sanayii’nden şu anda günde 10 bin metreküp arıtılmış su bırakıldığını anlatan Aygun, “Atıkların OSB’lerin ‘arıtma tesislerinden’ geleceğini düşünürsek farklı noktalardan gelen kimyasal atıkları ayırıp temizleyecek sistem kurdunuz mu” sorusunu yöneltti.

2018’de uyarılmıştı

Aygun, Sevinç ve Erdal İnönü Vakfı’nın 2018 yılında yaptıkları çalışmaya da dikkat çekti. Sevinç ve Erdal İnönü Vakfı’nın, Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi (MAREM) Projesi kapsamında 2018’de yaptığı tesbitler şöyle:

Marmara Denizi’nin en önemli gösterge olan suda erimiş oksijen değerlerinde geçmiş seneler temel alındığında çok düşük, hatta sıfıra yakın değerlere rastlanmıştır. Bitkisel plankton tür çeşitliliği ve genel toplam miktarlarında ciddî düşüşler saptanmıştır. Birincil üretime bağlı olarak ciddî verim düşüklüğü gösterecek. Geçmiş senelere oranla ciddî bir bulanıklılık belirlenmiştir. İlk bulgulara bulanıklılığın başlıca sebebi olarak askıda partiküller (sarı madde) belirlenmiştir. Bulanıklılığa bağlı olarak deniz çayırlarında çok büyük boyutlarda erozyon oluşmaktadır. Geçmiş senelerde göreceli olarak temiz diye nitelendirilebilecek Karabiga Burnu - Şevketiye arası sanayi kökenli kirlenme ve Uçmakdere - İnceburun arası da evsel kökenli kirlenme sonucunda çok ciddî erozyona uğradı. Marmara Denizi’nde tarafımızdan ölçülen parametrelere bağlı ciddî ve gerçek anlamda tedbir alınmasını gerektiren vahim bir durum ile karşılaşılmıştır. Kaldıramayacağı kadar yoğun bir kirlilik baskısı ile karşı karşıyadır. Zaten gecikmiş olan tedbirlerin ivedilikle, belki de bir afet bölgesi statüsü içinde, bir an evvel devreye sokulması gerekmektedir.

***

Hava kirliliği pandemiden daha tehlikeli

Türkiye’de de Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) hava kirliliği ile ilgili hazırladığı raporu yayınladı. Raporda çarpıcı bilgiler yer alıyor.

DW’deki habere göre bunlardan en öne çıkanı, hava kirliliği ile pandemi kıyaslaması. Rapordaki verilere göre, Türkiye’de hava kirliliği kaynaklı ölüm sayısı 2018’de 45 bin 398, 2019’da ise 31 bin 476 kişi. 2020 Mart-Aralık Covid-19 kaynaklı ölenlerin sayısı ise 20 bin 881. ÇMO Genel Başkanı Ahmet Dursun Kahraman, “Bu veriler bize, hava kirliliğinin Covid’den de tehlikeli bir seyri olduğunu gösteriyor. Ancak ülkemizin hava kirliliği problemi hiçbir zaman Covid-19 salgını kadar önemsenmemekte” diyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı’na bağlı toplam 357 adet hava kirliliği izleme istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlarda çeşitli kirleticiler izleniyor. ÇMO raporuna göre, hava kirliliği izleme istasyonlarının sayısı son yıllarda arttı ancak istasyonların yarısından çoğu sağlıklı veri üretmiyor.

Etiketler : , , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.